Kendine kalacak bir yer bulamamış evsizler gibi onlar.
Her hangi bir yere kati olarak yerleşemeyenlerden bahsediyorum.
Bu yerleşememe halinin somutluk kadar soyutluklarda da kendini göstereninden hem de.
Biraz sahipsiz, biraz kimsesiz olma halinden bahsediyorum. Siyah da değil beyaz da, sağ da değil sol da.
Bu ruh hali, kendini hissettirdiği anda insanı can evinden vurur. Bazen bir an bir tarafa tam yakın hissediyor gibi olursun ki bir bakmışsın oraya ait olmadığını fark edersin, sonra da bir diğerine.
Ali Ağaoğlu’nun şu efsane reklamındaki gibi; bu değil, bu da değil, bu hiç değil ...
Bir tarafa ait olmanın verdiği kesinlik ve özgüven bir türlü barınmaz bünyede. Hiçbir zaman o gettolardaki rahatlığa sahip olamazsın. Kendi görüşlerin ya da isteklerin her zaman yerli yerinde durur tabi ki ama bu başka türlü birşey olur genellikle. Genellikle de adı anormal ...
Arafta olmanın zorlukları yetmezmiş gibi, hayat akışı içinde hocanın sorduğu zor tumturaklı soru tadında durumlar da karşına çıktımıydı, tam olarak hapı yutarsın işte o zaman. Kendini tebrik edebilirsin işte o an, çünkü okyanusun ortasında bir başına kaldığın bir ada yaratmayı başarmışsındır artık. Yanına kendinden başka alabileceğin hiçbir şey de yoktur ayrıca.
Bir bilene danışıp, karşına çekip şöyle adam akıllı da konuşamazsın çünkü anlatamazsın ya da anlaşılamazsın.
Araftakiler, gerçek anlamda hiçbir ülkeye, gruba, siyasi görüşe, tek bir duygu dünyasına ait olamayan insanlar ...
Onlar bir gün, bir yerlerde, bir şekilde birbirilerini bulacaklar!
Ancak asıl soru şu, bu yolu nasıl yapacaklar?
Bu ruh hali, kendini hissettirdiği anda insanı can evinden vurur. Bazen bir an bir tarafa tam yakın hissediyor gibi olursun ki bir bakmışsın oraya ait olmadığını fark edersin, sonra da bir diğerine.
Ali Ağaoğlu’nun şu efsane reklamındaki gibi; bu değil, bu da değil, bu hiç değil ...
Bir tarafa ait olmanın verdiği kesinlik ve özgüven bir türlü barınmaz bünyede. Hiçbir zaman o gettolardaki rahatlığa sahip olamazsın. Kendi görüşlerin ya da isteklerin her zaman yerli yerinde durur tabi ki ama bu başka türlü birşey olur genellikle. Genellikle de adı anormal ...
Arafta olmanın zorlukları yetmezmiş gibi, hayat akışı içinde hocanın sorduğu zor tumturaklı soru tadında durumlar da karşına çıktımıydı, tam olarak hapı yutarsın işte o zaman. Kendini tebrik edebilirsin işte o an, çünkü okyanusun ortasında bir başına kaldığın bir ada yaratmayı başarmışsındır artık. Yanına kendinden başka alabileceğin hiçbir şey de yoktur ayrıca.
Bir bilene danışıp, karşına çekip şöyle adam akıllı da konuşamazsın çünkü anlatamazsın ya da anlaşılamazsın.
Araftakiler, gerçek anlamda hiçbir ülkeye, gruba, siyasi görüşe, tek bir duygu dünyasına ait olamayan insanlar ...
Onlar bir gün, bir yerlerde, bir şekilde birbirilerini bulacaklar!
Ancak asıl soru şu, bu yolu nasıl yapacaklar?


0 yorum:
Yorum Gönder